Şenol Şankaya’dan…

Şenol Şankaya

Yaz aylarını geride bırakmaya ve sonbaharı karşılamaya hazırlandığımız yeni bir dönemin içindeyiz. Önümüzdeki bu yeni dönemde yaz aylarında ara verdiğimiz bazı projelerimize ve çalışmalarımıza yeniden start vereceğiz. Firmamızın global çaptaki üretim ve ihracat çalışmaları her ne kadar yaz döneminde de devam etmiş olsa da son haftalarda özellikle döviz kuru kaynaklı yaşanan ekonomik dalgalanmaları aşmak adına daha fazla üretip daha fazla ihracat yaparak, geçmişte olduğu gibi ülke ekonomisine olan pozitif katkımızı sürdüreceğiz. Bu konuda ülke genelindeki hazır giyim ihracatçısı 5 birlik ile 11 sektörel dernek başkanı bir araya gelerek ortak deklarasyona imza atmış ve kurların bir an önce istikrara kavuşabilmesi için sıkı para politikasına geçilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Bu da İHKİB öncülüğünde bir araya gelen sektör temsilcilerinin daha çok üretim ve daha çok ihracat için omuz omuza verdikleri ve söz konusu kur baskısına karşı tek ses, tek nefes oldukları anlamına geliyor. Yeşim olarak biz de geçmişimizden aldığımız güçle gelecekte de var olmayı ve sektörümüzün ülke genelindeki öncü firmalarından biri olmayı sürdürmeyi hedefliyoruz.

Son yıllarda özellikle tüketim alışkanlıklarımızın yarattığı sorunlar tüm dünyayı ciddi anlamda tehdit etmeye başladı. Küresel ısınma, çevre kirliliği, yok olan yaşam alanları, kimliğini kaybeden şehirler ve sağlıksız toplumlar günümüz modern hayatının öne çıkan sorunları arasında gösteriliyor. Oysa hepimizin hayatı doğal kaynaklara bağlı. Ve bu doğal kaynaklar sonsuza kadar sürmeyecek. Bu noktada sürdürülebilirlik kavramının önemi daha iyi anlaşılmakta. Başta doğa olmak üzere pek çok kavramla aramızda doğal bir denge oluşturmamız şart. Bu dengenin oluşturulmasında seçimlerimizin büyük rolü olacaktır. Üretimde kullandığımız teknolojilerimizi, enerji kaynaklarımızı ve çevremizi iyi tanımak ve uzun vadeli planlamalar yapmak durumundayız.

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de sürdürülebilirlik kavramına karşı olan duyarlılık her geçen gün artıyor. Borsa İstanbul’da kurulan Sürdürülebilirlik Endeksi’ne her yıl yeni firmalar katılıyor. Öte yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da konuyla ilgili önemli adımlar atmakta ve çeşitli kararnamelerle bu adımları desteklemekte. Artık sürdürülebilirliğin doğrudan ya da dolaylı olarak hayatımızı etkileyen bir kavram olduğunu söylemek mümkün. Kurumsal sürdürülebilirlik açısından bakıldığında ise söz konusu kavram doğru stratejiler ışığında şirketlerin büyümesi, gerçek marka haline gelmeleri ve gerek müşteri gerek çalışan aidiyetinin arttırılması adına bulunmaz nimet durumunda. Birçok küresel firma da artık bunun farkına vararak sürdürülebilirliği iş süreçlerinin ve şirket stratejilerinin temel parçalarından biri haline getirmekte.

Firmamız özelinde şunu belirtmek isterim ki, Yeşim Tekstil dünya hazır giyim sektöründe aynı çatı altında iplikten mamul ürüne kadar tüm işlemleri kendi bünyesinde yapabilen en büyük dört entegre tesisten biri konumunda. Hazır giyimde ve ev tekstilinde dünya markaları ile yaptığımız stratejik ortaklıkların yanı sıra, pek çok dünya markasına da üretim gerçekleştiriyoruz. Sürdürülebilirlik yolunda attığımız sağlam adımlar sayesinde tüm bu süreçte doğaya dost üretim gerçekleştiriyoruz. 2000 yılından bu yana faaliyette olan arıtma tesisimizle, enerji dostu projelerimizle, atıkları azaltma ve geri kazanım çalışmalarımızla üretimin her aşamasında doğaya zarar vermemeyi kendimize ilke edinmiş durumdayız. Kurulduğumuz günden bu yana sosyal sorumluluklarımıza sahip çıkarak yeşil fabrika anlayışı doğrultusunda üretim yapmayı ve çalışanlarımıza, müşterilerimize, fason ve tedarikçilerimize örnek olmayı, toplumu da bu konuda bilinçlendirmeyi hedefledik. Bu konuda çalışanlarımıza, topluma ve doğaya karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek adına çeşitli taahhütlerimiz var ve biz bu taahhütlere uymaya son derece kararlıyız.

Son olarak sürdürülebilirliğin sadece çevre anlamına gelmediğini, çevre ile birlikte çalışanları, toplumu ve ekonomiyi de kucakladığını bir kez daha vurgulamak isterim. Sürdürülebilirlik, ülke yönetiminin her aşamasında ya da firmalar özelinde tüm iş süreçlerinde dikkate alınan bir kavram olduğu ve iletişim stratejilerine entegre edildiği sürece, günü doğru yönetme ve geleceği yakalama fırsatı veren önemli bir araç olarak geleceğimize yön verecektir.