Yaratıcılık ve yenilikçilik

Güçlü bir rekabet çerçevesinde, hayatta kalmanın anahtarı… Kalite ve verimlilikle fark yaratma ve rekabet etme dönemi artık çok gerilerde kaldı. Günümüz pazar koşullarında ayakta kalmanın ve başarılı olmanın tek yolu: Yaratıcılık ve yenilikçilik…

Bilişim sektöründeki gelişmeler, pazarların genişlemesi, özellikle yenilikçi pazarlarda kapasite sınırının olmamasına veya oldukça yükselmesine neden oldu. İşletmeler, böyle bir ortamda rekabette başarılı olabilmek için yeniliğe önem vermek zorundalar. Yenilikçi pazarlarda en önemli rekabet aracının yenilik üretmek olduğu unutulmamalı… Yenilikçiliğin DNA’sını da yaratıcılık oluşturur. Yenilikçilik “Yaratıcı Düşünce”nin, pazarlanabilir bir ürüne (mala/hizmete) “sosyal katma değer” sağlayan bir kavrama dönüştürülmesi anlamına geliyor. Yaratıcılık denildiğinde ise aklımıza ilk şu sorular geliyor. “Yaratıcı olanlar özel insanlar mıdır? Yaratıcılık belirli alanlar için mi geçerlidir? Problem çözmek mi demektir?”

Araştırmalar zekâ ve yaratıcılık arasında bir bağlantının olmadığını söylüyor. Her zeki insanda yaratıcılık becerisinin olmadığını fakat yaratıcı olabilmek için de IQ’nun 125 altında olmaması gerektiğine vurgu yapıyorlar. Bu da bize yaratıcılığın öğrenilebilir, geliştirebilir bir beceri olduğunu gösteriyor. Yaratıcılığın sanat gibi belirli alanlarda daha baskın olduğunu biliyoruz. Ancak gerçekte, bilim adamları, teknoloji uzmanları, iş adamları, eğitimciler, herkes kendi yaptığı işte yaratıcı olabilir.

Yaratıcılık yalnızca belirli tür etkinliklere özgü bir kavram değil… İnsan zekasının etkin bir biçimde katıldığı her faaliyette yaratıcılık mümkün. Problem çözmek yaratıcı sürecin bir öğesi ancak yaratıcılığı, yalnızca problem çözmekle eşdeğer kabul etmek çok da doğru değil… Yaratıcılık, problem çözmek kadar problem bulma sürecidir.

Yaratıcılık kavramıyla ilgili birçok farklı tanımlamanın yapıldığı görülebilir. Genel anlamda alışılmışları bırakmak, herkesin izlediği ana yolun dışına çıkmak, yeni bir düşünce çizgisi çizmek, var olan problemin çözümü için alternatifler üretmek, başka şeylerin icadına yol açabilen yeni şeyler bulmak, var olan düşünceler arasında bir ilişki kurmak ya da yeni ve orijinal bir düşünceye varmaktır diyebiliriz.

Yaratıcılığın üç bileşenden oluştuğunu düşünebiliriz. Bunlar özgünlük, fayda/işe yararlık ve sonuncusu da üründür. Burada kilit noktası, yaratıcılığın bir olay değil, bir süreç olduğudur. Yaratıcı düşüncede klasik bir bölümleme vardır. Hazırlık, kuluçka, aydınlanma ve gerçekleşme. Bu sürecin doğası da kişiye göre değişir. Her ne kadar yaratıcı fikir bulma sürecinin sadece bu aşamalardan ibaret olduğu düşünülse de yaratıcı fikrin temelinin “bilgi” olmasından hareketle sağlam bir bilgi birikimini, altyapıyı gerektirir.

Yaratıcılığımız kullandığımız alanda ortaya çıkar ve gerçekleşir. Doğru ortamı keşfetmek, bazen bir bireyin yaratıcı hayatında büyük bir dalga anı, büyük bir karşılaşma yaratır. İnsanlar kendi ortamlarını bulduktan sonra, gerçek yaratıcı güçlerini keşfederler ve kendileri olurlar.