Sürdürülebilir Kalkınma İçin Gönüllülük: Önce İnsan
Birleşmiş Milletler’in 2026 yılını Sürdürülebilir Kalkınma İçin Gönüllülük Yılı ilan etmesi, gönüllülüğün bireyler ve kurumlar için taşıdığı değeri bir kez daha güçlü biçimde hatırlatıyor. Aynı yıl, Uluslararası Gönüllüler Yılı’nın 25’inci, Birleşmiş Milletler Gönüllüler (UNV) Programı’nın ise 55’inci yıl dönümü. Bu anlamlı eşik, gönüllülüğü yalnızca iyi niyetli bir davranış değil; sürdürülebilir kalkınmanın vazgeçilmez bir unsuru olarak yeniden düşünmemiz için önemli bir fırsat sunuyor.
Gönüllülük, toplumlar geliştikçe daha da anlam kazanan bir kavram. Doğal kaynakların hızla tükenmesi, eğitimin toplumsal gelişmişlikle olan güçlü bağı ve artan sosyal eşitsizlikler, gönüllü çabaların neden bu kadar kritik olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Türk Dil Kurumu gönüllüyü “bir işi yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenen kişi” olarak tanımlıyor. Bu tanım, gönüllülüğün özünde bilinçli bir tercih ve içten gelen bir sorumluluk duygusu olduğunu anlatıyor.
Gönüllü olarak toplumsal sorunların çözümünde aktif rol almak mümkün. Eğitime katkı sağlayarak toplumsal kalkınmayı destekleyebilir, çevreye odaklanarak doğal kaynakların korunmasına katkı sunabiliriz. Bazen dünyanın çok uzağındaki bir çocuğun hayatına dokunmak, bazen de yaşadığımız toplumda küçük ama anlamlı bir değişim yaratmak… Gönüllülüğün gücü, insanın gönlünü ve emeğini inanarak ortaya koymasında yatıyor.
Gönüllülüğün temelinde karşılıksız yardım etme anlayışı olsa da gönüllü olan bireylerin kazandıkları da yadsınamaz. Gönülden verilen her şey, zaman içinde farklı biçimlerde insana geri dönüyor. Uzun yıllardır bireysel olarak ve çalıştığım kurumu temsilen birçok gönüllülük çalışmasında yer aldım. Bu deneyimler bana güçlü bir dayanışma ağı, değerli dostluklar ve tarifsiz bir manevi tatmin kazandırdı. Gönüllülük, insanı hem besleyen hem de güçlendiren bir yol.

İş dünyasında da benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Doğaya saygılı, kaynakları daha verimli kullanan ve toplumsal sorunlara duyarsız kalmayıp çözümün parçası olan kurumlar gelecekte daha fazla öne çıkacak. Bu farkı yaratan ise sosyal sorumluluk ve gönüllülük bilincinin kurum kültürüne ne kadar yerleştiği. Toplumda kalıcı bir etki yaratma potansiyeline sahip gönüllülük anlayışının kurumsal yapılarda güçlenmesinde, iletişimcilere ise önemli bir rol düşüyor.
Yeşim Grup’ta Önce İnsan felsefemiz doğrultusunda gönüllülüğü kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Kurumsal İletişim Direktörlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sosyal Sorumluluk Kulübümüz aracılığıyla çalışanlarımızın ve stajyerlerimizin gönüllü çalışmalara aktif olarak katılabilecekleri alanlar yaratıyoruz. Kurum önceliklerimizle uyumlu projelerde, çalışanlarımızın gönüllü katkı sunmasını teşvik ediyoruz.
Yıl boyunca düzenlediğimiz etkinliklerle, kurucularımızdan Şükrü Şankaya adına oluşturulan Türk Eğitim Vakfı Şükrü Şankaya Burs Fonu’na destek oluyor; maddi imkânları sınırlı üniversite öğrencilerinin eğitim yolculuklarına katkıda bulunuyoruz. Farklı sivil toplum kuruluşlarıyla yürüttüğümüz iş birlikleri sayesinde hem kurumsal hem bireysel olarak toplumsal fayda üretme imkânı buluyoruz. Çalışanlarımızın bilgi ve yetkinliklerini eğitim, çevre, sağlık ve insan hakları gibi alanlarda gönüllülük yaklaşımıyla kullanmaları, kurumumuza ve çalışanlarımıza değer katıyor.
Beş yıldır sürdürdüğümüz “Her Coğrafyada Önce İnsan” projesi ise gönüllülük kültürünü genç yaşlarda yaygınlaştırmayı hedefleyen önemli çalışmalarımızdan biri. Türkiye ve Mısır’da eş zamanlı ve iki dilli olarak yürütülen bu proje kapsamında; gençlerin gönüllülük, sosyal sorumluluk, aktif vatandaşlık ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları konusunda farkındalık kazanmalarını destekliyoruz. Gençleri sahada deneyim kazanabilecekleri gönüllü çalışma alanlarıyla buluşturmayı önemsiyoruz.
Sivil toplum kuruluşlarıyla kurduğumuz uzun soluklu iş birlikleri ise sürdürülebilirlik yaklaşımımızın temelini oluşturuyor. Kalıcı ve etkisi yüksek projeler üretmeye, istikrar ve devamlılıkla ilerlemeye özen gösteriyoruz. Özel sektör ve sivil toplumun birlikte çalışarak topluma çok daha büyük fayda sağlayabileceğine inanıyoruz.
Anadolu’da güzel bir söz vardır: “Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir insanı, bir insan bir toplumu kurtarır.” “Benim küçük katkımdan ne olur?” demeden atılan her adımın geleceği şekillendirdiği bir dünyada, gönüllülüğü gündemimizde tutmak hepimizin ortak sorumluluğu. 2026’nın gönüllülüğe adanmış bu özel yılında, daha adil, daha yaşanabilir ve daha sürdürülebilir bir gelecek için birlikte yol almaya ne dersiniz?
Dilek CESUR
Yeşim Grup Kurumsal İletişim Direktörü