Çalışan ebeveyn olmanın zorlukları

Seyhan Sevinçler

Uzman Psikolojik Danışman

“Toplumumuzda çocuksuz çiftler aile olarak kabul edilmekten çok, bir çeşit ev arkadaşı gibi görülüyor. Ne zamanki ebeveyn olma yoluna girmeye başlıyorlar işte o zaman toplum onları aile olarak kabul etmeye başlıyor. Aileye katılan yeni birey ile de hayat bambaşka bir şekle bürünüyor.”

Ebeveynlik sorumluluğu bir kez başladı mı bu dünyadan ayrılana kadar devam ediyor. Bu sürecin molası, arası, bitiş çizgisi yok. Sabah işe giden akşam eve gelen ebeveynler evde mesaiye devam etmek zorunda. Çocuğun bakımı, giderlerinin karşılanması bir yana elbette ki ilgi ve oyun ihtiyacının giderilmesi de gerekiyor. Bunca işin arasında ebeveynlerin günlük yüklerden arınabileceği bir oda, gidebileceği bir haftalık tatili yok. Bu nedenle özellikle günümüzün ekonomik koşullarında çalışmak zorunda olan anne ve babalar bir yandan çalışırken bir yandan da çocukları ile ilgili zamanları da iyi yönetmek zorundalar.

Ebeveyn terimi hem anneyi hem de babayı kapsıyor olsa da genellikle bebeğin eve gelmesi ve babanın, bebek bakımı konusunda kendini yetersiz hissetmesiyle ebeveynlik sorumluluğu anneye kalıyor. Birçok durumda, anne, istese de istemese de “uzman” pozisyonunu üstleniyor. Annenin bu -genelde istemeden- konumlandığı uzman pozisyonu kadına fazladan yük bindiriyor, birçok ilişkiyi geriyor ve karı-koca arasında belki tam olarak tanımlanamayan ancak sürüp giden bir sürtüşmeye yol açıyor.

Hayatın akış hızı zihni meşgul ederken ebeveynlik tarzını da etkiliyor. Günlük koşturmacada çok az zamanı olan ebeveynler kendilerini suçlu hissettikleri için çocuklarını çok fazla şımartabiliyor. Çocuklarına en son çıkan cihazları ve oyuncakları alıyor. Ev görevlerini çocuklara sorumluluk vermeden halledip, çocuklarını etkinlikten etkinliğe taşımaya, ödevlerini zamanında yaptırmaya çalışıyorlar.

Her anne babanın ve her çocuğun kişiliği, çatışmaları, dinamikleri kendilerine özgü de olsa bildiğimiz bir gerçek var ki, “AN”da ve “FARKINDA” olduğumuz zaman dilimleri kısala kısala yok oldukça bizim de sabrımız, dayanıklılığımız, tahammülümüz, idare etme kapasitemiz bitiyor. Depolar boşalıyor, boş depo ile ebeveynlik yapmak şöyle dursun, kendimizi dinlemek bile zorlaşıyor.

Oysa bilinçli ebeveynlik yaklaşımı ile ebeveyn çocuk bağını sağlıklı kurabilir, kendinizi tüketmeden ebeveynlik, iş, özel hayat dengesini kurabiliriz. Bilinçli/ farkındalığı yüksek ebeveynlik, çocuğunuzla olan bütün etkileşimlerde onu isteyerek dinlemenizi, ön yargısızca kabul etmenizi, şu anda olan durumu geçmişteki olaylar veya gelecek beklentileri ışığında değil “burada ve şimdi”ye odaklanarak değerlendirmenizi, duygusal ve anlık olumsuz tepkileri en aza indirip, ebeveynlik davranışınızı süzgeçten geçirerek uygun davranışı yapmanızı gerektirir. Bu şekilde çocuğunuzla çok güçlü bir ilişki kurmanız ve karşılıklı olarak tatmini yüksek bir ebeveyn – çocuk ilişkisi yaşamanız mümkün olabilir. Bunu yapabilmek için bazı becerileri geliştirmeniz ve öğrenmeniz faydalı olacaktır. Ebeveyn etkileşim etkinlikleri bu konuda sizlere yardımcı olacaktır.

Çalışan bir anne ve baba olarak sağlıklı ve özgüvenli çocuklar yetiştirmek için dikkat etmeniz gerekenleri şöyle özetleyebiliriz:

Çocuğunuza yaptığınız iltifatlar yerinde ve işlevsel mi?

Küçük çocuklar yeni bir şey öğreniyorlarsa yetişkinler tarafından cesaretlendirilmeye ihtiyaç duyarlar. Ancak çocuğunuzun sürekli “Aferin!” duymaya alışması iyi değildir. Kutlamaya değer başarıları ayırt etmek için biraz çaba sarf etmek gerekir. Her yaptığını çok beğeniyorsanız ve harika buluyorsanız bir süre sonra çocuğunuz bu iltifatlara duyarsızlaşacaktır ve yaptığınız iltifat cesaretlendirme işlevini yitirecektir. Çocuğunuz günlük rutinde, yapması gereken bir şeyi gerçekleştirdiğinde övgüyü abartmamak gerekir. Dişlerini fırçaladığında veya yemeğini yediğinde, basit bir “Teşekkür ederim” yeterlidir. Çocuğunuz bir çizim yaptığında “Muhteşem” olduğunu söylemek yerine, “Burada pek çok mavi renk görüyorum” gibi bir geri bildirim verebilirsiniz.

Çocuğunuzun kurtarıcısı mısınız?

Ebeveyn olarak çocuğunuzun incinmesini, cesaretinin kırılmasını veya hata yapmasını engellemeyi istemek doğaldır, ama bu duyguları yaşamaması için müdahale ettiğinizde çocuğunuza iyilik yapmıyorsunuz. Çocuklar zaman zaman başarısız olabileceklerini, üzgün, endişeli veya kızgın hissetmenin normal olduğunu bilmeliler. Çocuklar ancak engelleri aşarak sonuca ulaştıklarında başarılı olma hissini yaşarlar, engelleri onların önünden çektiğinizde, engelleri aşabilme, zorluklarla mücadele edebilme ve başaramadığında yeniden deneme becerilerini geliştirmelerine fırsat vermezsiniz. Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Kathy Hirsh-Pasek, “Özellikle küçük çocukların yanlış bir şey yaptıkları için ebeveynlerinin onları eleştireceğini veya düzelteceğini düşünmeden risk alabilmeleri ve risk alma şansının çocuklara verilmesi çok önemlidir” diyor. Hatta ebeveynler zaman zaman, çocukların kendi küçük hatalarını yapmalarına göz yummalıdır. Çocukların kontrollü ortamlarda hata yaparak hissettiği hayal kırıklığı, endişe ya da üzüntü gibi duygular onların psikolojik bağışıklık sistemini güçlendirir.

Çocuğunuza karar verme fırsatı tanıyor musunuz?

Çocuğunuz küçük yaşlardan itibaren seçim yapma şansına sahip olduğunda, kendi yargısının iyi olduğuna güvenir. Bu, her konuda çocuğunuzun karar vermesini beklemek demek değildir. Çocuğunuzun yaşına göre seçmesi için iki veya üç seçenek vermek en iyisidir. Örneğin, 3 yaşındaki çocuğunuza öğle yemeği için ne istediğini sormak yerine makarna ya da çorba arasında seçim yapma fırsatı verebilirsiniz. Çocuğunuzun belli konularda kendi kararını vermesine de izin vermelisiniz. Mesela kreşe giderken ne giyeceğine kendi karar verebilir, siz müdahale etmezsiniz. Ancak yatma saatini tartışmaya açmayabilirsiniz.

Bardağın dolu kısmına mı boş kısmına mı odaklanıyorsunuz?

Çocuğunuzda geliştirmeye çalıştığınız bir davranış, beklediğiniz hızda olmadığında çabuk hayal kırıklığına uğruyor musunuz? Kendinizi kötü ebeveyn olmakla suçluyor musunuz? Çocuğunuzun gelişimini başka çocukların gelişimi ile kıyaslıyor musunuz? Bu sorulara cevabınız evetse çocuğunuza “Sen yeteri kadar iyi değilsin” mesajı veriyor olabilirsiniz. Özgüveni yüksek olan insanların bir özelliği de durumların olumlu tarafına odaklanabilmektir. Ebeveyn olarak siz bardağın dolu tarafını görebilirseniz, çocuğunuza da bu özelliği öğretebilirsiniz.

Özel ilgi alanlarınız var mı?

Çocuğunuzun çeşitli aktiviteleri denemesine fırsat vermeye çalışın ve gerçekten sevdiği bir şeyi bulduğunda onu teşvik edin. Tutkusu olan çocuklar -ki tutkusu ister dinozorlar olsun, isterse yemek pişirmek- bir konuda uzman olmaktan gurur duyarlar ve hayatlarının diğer alanlarında da başarılı olma olasılıkları daha yüksektir. Hobiler, okulda zor zamanlar geçiren çocuklar için özellikle yararlı olabilir. Aynı zamanda çocuğunuzun diğer çocuklarla bağlantı kurmasına da yardımcı olur. Örneğin, oğlunuz resim yapmayı seviyorsa, ancak sınıfındaki çocukların çoğu futbol oynamayı tercih ediyorsa, onu futbol resimleri yapmaya teşvik edebilirsiniz.

Hobi edinme ve var olan hobilerinize vakit ayırma konusunda kendinizi de değerlendirmeniz faydalı olacaktır. Sizin hobileriniz, tutkularınız yoksa çocuğunuzu bu konuda teşvik etmeniz pek yararlı olmayacaktır. Çocuğunuzda görmek istediğiniz özellikler konusunda ona model olmalısınız.

Problem çözmeyi teşvik mi ediyorsunuz yoksa çocuğunuz yerine problemleri çözüyor musunuz?

Çocuklar istediklerini almak için ne yapabileceklerini güvendikleri bir yetişkinle konuşabildiklerinde kendilerine daha çok güvenirler. Çocuğunuz size gelip parkta bir çocuğun oyuncağını aldığı konusunda şikayet ederse, gidip diğer çocuktan oyuncağı geri almak yerine, çocuğunuza oyuncağını geri almak için aklına gelen bir yol olup olmadığını sorun. İlk fikri oyuncağı çekip almak olsa bile, eğer gidip çekip alırsa ne olabileceğini sorabilirsiniz ve “Geri almanın başka yollarını düşünebilir misin?” diye sorabilirsiniz. Emin olun bu fırsat verildiğinde çocuklar, yaşlarından beklenenden daha olgunlaşmış fikirler üretebiliyorlar.

Çocuklarınıza sorumluluk veriyor musunuz?

Çocuğunuzun yaşı büyüdükçe beceri seviyesine uygun sorumlulukları yapmasına fırsat tanımalısınız. Pijamasını kendi giymesi, ayakkabılarını çıkarınca alıp dolaba koyması ya da bulaşık makinesini boşaltırken size yardım etmesine fırsat vermezseniz ve çocuğunuzu “bebek” olarak tutarsınız bu durum özgüven gelişimini olumlu desteklemez. Çocuğunuz aldığı sorumluluklar ile, yetişkinlerin yaptığı işlerin çaba gerektirdiğini ilk elden görecek ve gelecekte çabalaması gereken durumlarla karşılaştığında demoralize olup kolay vazgeçmeyecektir.

Yetişkinlerle daha fazla zaman geçirmesi için fırsatlar yaratıyor musunuz?

Günümüz şehir hayatında ebeveynler işe, çocuklar okula ve kurslara giderek gün içinde birbirlerinden ayrılıyorlar. Çocuklar okulda ve etkinliklerde, arkadaşlarıyla takılmaktan hoşlanırlar, ama aynı zamanda onların yetişkinlerle vakit geçirmesi de önemlidir. Yetişkinlerle vakit geçirmek, çocuğunuzun dünyasını genişletir, farklı davranış modelleri görmeleri gelişimlerini olumlu destekler ve yetişkinlerle yapılan sohbetler farklı düşünce biçimleri görmelerini sağlar. Belirli bir yetişkinle (öğretmen, büyükanne/büyükbaba, çocuk bakıcısı veya arkadaşının ebeveyniyle) yakın bir ilişkiye sahip olmak çocukları daha esnek hale getirmektedir.

Çocuğunuzla geleceğe yönelik hayal kuruyor musunuz?

Çocuklar büyüdüklerinde önemli ya da tatmin edici bir şey yapabileceklerini düşünebiliyorlarsa, şimdi, kendilerini daha güvende hissedeceklerdir. Çocuğunuza sizin, eşinizin ve diğer yetişkinlerin kariyerlerini nasıl seçtikleri ile ilgili konuşun. Çocuğunuz bir pop şarkıcısı veya astronot olmayı hayal edebilir, ancak beklentilerini azaltmaya çalışmayın. Fikrini değiştirse bile, önemli olan amaçlarını düşünmesidir.