Özgür Masur: “Tasarımcı ve firma birlikteliğinde bir üst seviyeye geçilmeli”

Özgür Masur

Türkiye’nin tanınmış ve başarılı tasarımcıları arasında yer alan ve son olarak İpekyol’a özel bir gece koleksiyonu hazırlayan Özgür Masur ile Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin ev sahipliğinde 11’incisi düzenlenen İstanbul Moda Konferansı’nda bir araya geldik.

Masur, geniş bir katılımla Çırağan Sarayı’nda organize edilen ve moda dünyasının nabzını tutan konferansın konuşmacıları arasında yer aldı.

1979 yılında İstanbul’da doğan Özgür Masur, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Bölümü’nden mezun oldu. Ulusal ve uluslararası çeşitli yarışmalarda dereceleri olan Masur’un 2008 yılında katıldığı Galata Moda Haftası, kendisi için tam anlamıyla bir dönüm noktasıydı. Standında mikro bir koleksiyon sergileyen Masur, burada ilgi odağı oldu ve dikkat çekti.

Bu süreçte üniversite yıllarından bu yana hayali olan kendi markasını oluşturmaya karar veren Masur, sonrasında İstanbul – Nişantaşı’nda kendi atölyesini açtı. Bugüne dek birçok ünlü oyuncu ve tiyatrocuya özel tasarımlar yapan Masur’dan kendi tasarım stili, Türk moda tasarımcılarının geldiği nokta, Türkiye’nin dünya moda endüstrisindeki yeri ve sosyal sorumluluk çalışmalarına bakış açısı gibi konular hakkındaki görüşlerini aldık.

Öncelikle şununla başlayalım dilerseniz. Moda sizin için ne ifade ediyor?

Moda benim kendimi, duygularımı ve düşüncelerimi anlatma ve ifade etme biçimi. Tam olarak bir meslekten çok, gerçek anlamda bir ifade biçimi olduğunu söyleyebilirim.

Bize tasarımlarınızın dilinden ve bu tasarımlarda kullanmaktan özellikle keyif aldığınız materyallerden bahseder misiniz?

Tasarımlarımda daha çok şifon, krep, örgü ve ipek kullanmayı seviyorum. Genel olarak tarzımı “Minimal parçalar üzerinde hikâyesi büyük detaylardan oluşan sofistike tasarımlar” şeklinde tanımlayabilirim.

Bugüne dek birçok ünlü oyuncu ve tiyatrocu için özel tasarımlar yaptınız. Biraz bu tasarımlar hakkında da bilgi verir misiniz?

Türkiye’de yayınlandığı dönemde oldukça beğeni toplayan dizi yapımlarından birinde yer alan Beren Saat, Nebahat Çehre ve Hazal Kaya’nın canlandırdığı karakterlerin gündüz ve gece kıyafetlerini tasarladım. Dizi dışındaki hayatında da Beren Saat tasarımlarımı sıkça tercih etmekte. Ayrıca yine bir dizide görev alan Emina Sandal ve Serenay Sarıkaya’nın giysilerini de tasarlama şansı buldum. Son koleksiyonumda oyunculuğun yanı sıra, mankenlik de yapan Serenay Sarıkaya ile çalıştım. Güncel olarak çalışma fırsatı bulduğum diğer ünlü isimler arasında da Büşra Develi, Bergüzar Korel, Beren Saat, Tuba Büyüküstün, Tuba Ünsal ve Gülşen gibi isimler yer alıyor.

Türkiye’deki moda tasarımcısı potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde moda endüstrisinin en önemli konulardan biri tasarımcı ve firma arasındaki sürecin verimli yönetilmesi ve koordinasyonun sağlanması. Sonuçta Türkiye’nin moda üreten bir ülke konumundan moda yaratan bir ülke konumuna geçmesini hedefliyoruz. Tekstil endüstrisi açısından Türkiye önemli bir noktaya gelmiş durumda ve ülkemizde ciddi bir birikim söz konusu. Aslında biraz daha az bilinen konu, Türkiye’deki moda tasarımcı potansiyeli. Son dönemde var olan ve gelişmekte olan ciddi bir tasarımcı potansiyeli var ülkemizde. Türkiye’de her yıl sektöre 350 civarında tasarımcı adayı dahil oluyor. Şuna inanıyorum ki Ar-Ge’nin ve Ar-Ge’nin de kendi içinde geliştirilmesinin önüne hiçbir şey geçemez. Onun için ülkemizde endüstriyi ve sanayiyi yöneten insanların Türk tasarımcılarına inancını kaybetmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Üretici firma ile tasarımcı iş birliğinin artıları ve eksileri hakkında neler söylemek istersiniz?

Bu birlikteliğin mutlaka pozitif anlamda artıları oluyor. Bu iş birliğinde üretici firmanın ya da markanın hangi tasarımcı ile çalışacağını doğru tespit etmesi son derece önemli. Bu noktada doğrunun, güzelden daha makbul olduğunu düşünüyorum. Üniversitede moda eğitimi aldım ve yıllarca sektörde birçok firmaya koleksiyon hazırladım. Birçok firmada bulundum ve sonrasında kendi markamı oluşturdum. Özgün ve özel tasarımlar yaparak yoluma devam edeceğimi düşünürken, hazır giyime girdim ve İpekyol’la yollarımız kesişti. İlk süreçte bana yaklaşma tarzları beni etkiledi. “Bizim zaten müşterimiz var ama biz senin kadın profillerine ulaşmak istiyoruz” dediler. Onlara dünyanın bu alanda nerede olduğu ile ilgili bir sunum yaptım ve bu profilleri doğru bir şekilde tespit etmeye çalıştım. Başka bir kadın profili ile onların karşısına çıktım. Günün sonunda “Bizim sahip olmadığımız fakat senin müşterilerin arasında olan profilleri mağazalarımıza nasıl sokarız?” dediler. İlk sezonu yaptık ve ikinci sezon da hazırlandı.

Bence artık tasarımcı ve firma birlikteliğinde bir üst seviyeye geçilmeli. Bu seviyede üretim yapan büyük markaların güçlerine, ruhlarına ve duygularına inandıkları tasarımcılara yatırım yaparak onlarla beraber daha güzel işlere imza atacaklarına inanıyorum. Şu ana kadar Türkiye’de bu anlamda çok fazla çalışma olmadı. Tasarımcı ve marka birlikteliği anlamında dönemsel birliktelikler oldu sadece. Oysa dünyadaki üreticilere bakıldığında yakın zamanda Hindistan ya da Rusya ile ilgili üretim yapan markaların inandıkları tasarımcıların markalarını büyüttüklerini gördük. Üreticilerin bundan sonraki bir üst seviye için birilerini yakalayıp birlikte yol almaları lazım.


Üniversiteden mezun olan yeni tasarımcılar için önerileriniz nelerdir?

Ben üniversitelerde dersler de veriyorum ve yeni mezun olanlara şunları söylüyorum: “Üniversiteden mezun olduğunuzda bir tasarımcının yanında hayata başlamaktansa, endüstride var olmanız çok daha sağlıklı. Ben daha çok endüstri zeminli bir tasarımcıyım. 12 – 13 yıl değişik firmalarda hizmet verdim ve bu sürecin artılarını gördüm. Her şeyden önce veriye çok daha hızlı ulaşıyorsunuz. Kumaş, aksesuar ya da çeşitli argümanlar ile ilgili bize verilen servislerle, endüstriye verilen servisler arasında dünya kadar fark var. Bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Ben onların tüm arşivlerine ve dokümanlarına ulaşabiliyorum. Bu, insanlarla tanışıp kendi markanızı geliştirmek adına da pozitif etkileşim sağlıyor. İpekyol ile olan birlikteliğimiz de böyle oldu. Benim bütün işlemelerim tamamen el yapımı ama endüstriyel anlamda hızlı servis edilen kumaşlara nasıl ulaşılacağını da 17- 18 yıl sonra öğrenmiş durumdayım.

Sosyal sorumluluk projeleriyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Dönem dönem sosyal sorumluluk projelerinde yer aldım ve inandığım projelerde de olmaya çalışıyorum. Sosyal sorumluluk projelerinin çağdaş yaşamı destekleyen bir tavrı vardır. Sorumluluk duygusu kişisel bir tavırdır. Bunu sosyal bir çevreye destek olarak aktarmak ise bir yaşamın çağdaşlığı gereğidir diye düşünüyorum.

“Önce İnsan” sizin için ne ifade ediyor?

“Önce İnsan” dendiğinde her zaman insanın birinci öncelik ve gereklilik olduğunu algılıyorum. Yaşamın ilk temel algısı ve düşüncesi insan olmalıdır. Çünkü insan olmazsa hiçbir şey olmaz.

Günümüzün en önemli kavramlarından olan sürdürülebilirlikle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Sürdürülebilirlik, her alanda ve misyonda olduğu zaman daha olumlu sonuçlar doğuruyor. Bunu, söz konusu kavramı sorgulamaya başladığımız zamandan bu yana görüyoruz. Temel niteliğinin özellikle eğitim ve eğitimde gelinen noktayı bir üst seviyeye taşıma kaygısı olduğuna inanıyorum. Sürdürülebilirlik kavramının eğitime kattığı anlam ve sonucunda oluşan bilgi akışıyla oluşan pozitif olumlamaları da son derece önemsiyorum.

Sizce Türkiye, dünya modasına yön veren ülkeler arasında nerede?

Türkiye avantgarde moda anlayışını çok daha yeni oluşturmaya başlamış durumda. Bu süreçte Moda Tasarımcıları Derneği’nin büyük desteği ile gerek okullarda gerek diğer alanlardaki seminerlerle bu bilinci oturtmaya özen gösteriyoruz. Türkiye’yi bilinen büyük moda haftaları ile kıyaslamanın çok da doğru olmadığını düşünüyorum. Fakat ülkemizin bulunduğu kendi coğrafyası içinde öncü bir konumda olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Türkiye’de moda endüstrisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ülke olarak bulunduğumuz bölgede iyi bir noktada olduğumuzu söyledim ancak Türkiye’de tasarımın, Ar-Ge bilincinin ve inancın daha da artması gerektiğini de düşünüyorum.

Türkiye’de tekstil ve hazır giyim sektörünün mevcut durumunu ve geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’deki tekstilin dünyada insanların hafızalarında çok iyi anlamda yer ettiğini söyleyebiliriz. Bu açıdan bakıldığında tasarım gücümüzün de çok iyi yol aldığını düşünüyorum. Fason üretiminden, tasarım fikirlerinin kabul gördüğü zamanlara doğru yol alıyoruz. Daha önce de değindiğim gibi Ar-Ge için gerekli destek ve teşviklerin daha da artması gerektiğini düşünüyorum.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.