Dr. Samiye Özbaş Soysal: “2021 yeniden yapılanma yılı olacak”

Astrolog Dr. Samiye Özbaş Soysal

Tüm dünya genelinde ve Türkiye özelinde oldukça zorlu geçen 2020 yılını yorumlayan ve 2021 yılında bizleri bekleyen gelişmelerle ilgili de pencereler aralayan Astrolog Dr. Samiye Özbaş Soysal ile astroloji ve hayatımızdaki yeriyle ilgili keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Astroloji özellikle son yıllarda insanlarda daha fazla farkındalık yaratan bir alan oldu. Astroloji haritaları ile insanların, ülkelerin gelecekleri ile ilgili bilgiler nasıl veriliyor? Hissiyatlardan mı hareket ediliyor yoksa bilimsel dayanaklara göre mi bu belirleniyor?

Astroloji tarih boyunca dönem dönem çok önemsendiği, çok değer gördüğü zamanlar ve çıkışları pek çok kez yaşamıştır. En çok değer gördüğü zamanlar da aslında, insanların geleceği ve geleceğin getireceklerini merak ettiği dönemler olmuştur. Hele hele bir de insanlar bunun yaşama dair ihtimalleri bize verebildiğini gördüklerinde konuya çok daha fazla ilgi duymaya ya da konunun doğruluğunu sorgulamaya başlamışlar. Şu anda da bu nitelikte bir dönemden geçiyoruz.

Özüne bakacak olursak astroloji uzun bir süredir insanların sadece geleceğe olan merakı ile değil de kişisel farkındalıklarla yaşama ve kendilerini daha iyi anlamaya yönelik ilgileri sebebiyle de gündemde. Danışmanlık almak, bu bilgileri öğrenip anlamaya çalışmak, bu sembol dilini çözmeye hizmet edecek eğitimler almak konusunda pek çok kişi artık her zamankinden çok daha fazla motive.

Astroloji haritası bir kişinin dünyaya ilk doğduğu anda zodyaktaki gök cisimlerinin konumlarının, kişinin doğduğu coğrafyaya göre izdüşümüdür. Bu bir ülkenin kuruluşu, bir şirketin faaliyete geçmesi ya da bir evlilik için de geçerlidir. Şu anın gökyüzü için de aynı şey geçerli.

Bizler o gökyüzü hareketlerinin yüzyıllar boyunca yarattığı etkileri gözlemleyerek, bugün de benzer transitler gerçekleştiğinde benzer olayların olabileceğini olasılık olarak yorumlayabiliriz. Ya da doğum haritası verilerinde bir göstergenin kişinin hayatında, kişilik yapısında, eğilimlerinde hangi ihtimallere vesile olabileceğini tahmin edebiliriz.

Yani sonuçta astrolojik sembolleri okumanın hissiyatla bir ilgisi yoktur. Bilgi ve deneyim biriktirerek bunları yorumlama aşamasında kullanabilmekle ilgilidir. Gözlem, pratik, istatistik, sembolleri okuyabilme becerisi ve en önemlisi bu beceriye hizmet edecek sağlam bir eğitim eşliğinde ortaya çıkıyor astrolojik yorumlar ve bilgiler.

İnsanlar, ülkeler ve kurumlar astroloji haritaları ile hangi bilgileri öğrenebilirler? Astroloji haritalarına hangi aralıklarla bakılmalıdır?

Bir astroloji haritasından kişiye ait görünen ya da görünmeyen arka planda istemsizce, dürtüsel olarak çalışan tüm dinamikler, eğilimler, özellikler okunabilir ve yorumlanabilir. Bir astrolojik değerlendirme ile birlikte örneğin hayatınızda en çok zorlandığınız konular ve bunların nelere dayandığını görebiliriz. Ya da hangi konularda çok daha fazla başarılı olabileceğinizi ve nelere yönelmenin size mutluluk ve tatmin getireceğini yorumlayabiliriz. Bir haritanın detaylı ve doğru incelenmesi ve yorumlanması ile birlikte yaşamdaki temel hedefleriniz, alınması gereken mesajlar, öğrenilmesi gereken şeyler, çıkarılması gereken dersler, verilmesi gereken sınavlar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Astrolojinin bu amaçla kullanılması, yani kendini bilmek tanımak ve yaşam yolunu bilgiyle yürümek adına sorgulamak, son zamanlarda insanların astrolojiye daha fazla ilgi duymasının altında yatan en önemli sebeplerden biri. Bunların tamamını bir kurum ya da ülke haritası için yorumlayabilmek de mümkün. Bireyden kolektife uzanan misyonlar, bir coğrafyanın, o coğrafyada doğmuş insanların misyonları ve genel özellikleri, hangi aşamalardan geçecekleri yorumlanabilir.

Bunun yanında kısa, orta ve uzun vadede gerçekleşebilecek gelişmeler, bunların ne vesile ile başımıza geleceği, kişisel irademizle bunları ne şekilde ve ne kadar değiştirebileceğimiz konusuna bakarak da geleceğe dair bir vizyon elde edebiliriz. Astrolojinin bu amaçla yani geleceği anlamak ve inşa etmek adına kullanılması ise astrolojinin tarih boyunca en çok ilgi çekme sebebidir.

Her gün sosyal medya hesaplarınızdan o günün gökyüzü hareketleri ile ilgili bilgi veriyorsunuz. Bu hareketlere göre herkes aynı duyguları mı yaşıyor o gün? Bu bilgilerin burçlara göre yansıması nasıl oluyor?

Bu bir etki – tepki meselesi aslında. Yani hayatın içinde de bu sorunun cevabını bulabilirsiniz. Yaşamın getirdiği olaylara herkes aynı şekilde mi tepki veriyor? Tabii ki hayır. Bir hadiseye bakalım örnek olarak. Mesela bir iş kaybı. Herkes aynı şekilde mi tepki verecektir? Veya bir aldatma olayına bakalım. Herkes süreci aynı şekilde mi karşılar, aynı şekilde mi yönetir?

Bizim her gün yorumladıklarımız olası olaylara dair gözlemsel tespitler. Olayların olasılıklarının gerçekleşmesi durumunda sizin birey olarak kendi cüzi iradenizle buna vereceğiniz tepki de aslında sizin kendi doğum haritanızdaki tabiatınız ile ve o dönemde aldığınız gökyüzü etkileri ile alakalıdır.

Mesela gökyüzünde Venüs – Satürn karşıtlık durumunda diyelim. Bunun hepimize vereceği etkiler bellidir. İlişkilerde zorlanma, mesafeler, testler, sorumluluklar, değişmesi ve düzeltilmesi gereken şeyler gündeme gelebilir. Biri bunu iş ilişkilerinde yaşar, bir diğeri aile ilişkilerinde ya da eşiyle ilgili olarak deneyimler bu transitin etkilerini. Bu konuyu iş ilişkilerinde yaşayan bir kişinin haritasında bu transit önemli kişisel bir gezegeniyle temas halinde ise bunu çok daha yoğun ve görünür bir şekilde yaşar.

Yani sonuç olarak biz senaryonun ana hatlarına dair bilgi veririz günlük olarak. Ama bunu herkes farklı sahnede yaşar. Kişisel haritanıza etkinin yoğunluğuna dayalı olarak da rolünüzün büyüklüğü değişir.

2019 yılının sonunda neredeyse bütün astrologlar 2020’de olağanüstü birçok sürecin yaşanacağını söylemişti. Bu süreç tamamlandı mı?

Aslında 2017’den bu yana bugünlerin ne kadar zor zamanlar olacağını ve adım adım geleceğini yazdık pek çoğumuz. Bu yazılarda tamamen astrolojik sembollerin etkilerini yorumlama ve geçmişte bu sembollerin dünyada ve ülkemizde ne gibi etkiler yaptığını gözlemleme şansı bulduk. Bu süreç henüz tamamlanmadı. 2020 yılı sonunda yaşanacak bazı transitler kalıcı çözümler bulunabileceğinin umudunu veriyor. Ancak bunun yanında 2021 yılı da yine dengeleri değiştirecek ve belki de yine bir şekilde direnç göstermeyip adapte olmamız gereken başka senaryoları getirecek. 2021 yılı hem bireysel hem toplumsal yaşamımızda yeniden yapılanma süreci olacak. Düzeni devam ettirmek isteyenlerle yeni bir düzen yaratmak adına isyan edenlerin mücadelesi söz konusu olabilir. Otorite ve düzen sağlayıcılar açısından zorlanmalar yaşanabilir ki dünyanın pek çok ülkesinde bu hikayelere hizmet edecek gelişmeler yaşanmaya başlandı bile. Ani olaylar, beklenmedik gelişmeler, tepkisellik artışı dengeleri sarsabilir.

Hem iş dünyası hem maddesel konular hem de yönetim kademeleri ve organizasyonlar bu etkileri yoğun biçimde yaşayacak. Yeni keşifler, yeni uygulamalar, yeni bir gerçeklik algısı ve bu yıl dilimize yapışmış olan “yeni bir normal” yaşam biçimi söz konusu olacak. İstikrar sağlamaya çalıştığımız bir konuda dış şartlar dengeleri bozabilir. Harekete geçmek ve değişim yaratmak istediğimiz şeylerde de bağlanmış, kısıtlanmış ve engellenmiş hissedebiliriz. Eski ile yeninin, geleneksel ile ileriye dönük olanın, standart ile modern olanın adapte olması gerekecek. Bazı yaşam alanlarında kurallar yeniden yazılacak. Yenilerini ve daha işe yarayanlarını yaratmak adına bazı kalıplar yıkılacak. Bazı şeyler de yenilenmek zorunda kalacak. Belki de hiçbir zaman değiştirmeye cesaret edemediğimiz şeyler kendiliğinden akacak ve bizden artık sorumluluk almamızı bekleyecek. Bizi özgürleştirecek hareketler tetiklenecek ama sonrasını planlamamış olmak ayağımızı bastığımız zemini kayganlaştıracak. O nedenle değişime adapte olabilmek kadar değişimi planlamak da önemli olacak 2021 yılında. Hatta belki de her şeyin anahtarı, tıkanıklıkları çözen çıkış noktası… Yani Covid-19 ve etkileri ile mücadelenin fiziksel ve ruhsal sağlığımızın yanı sıra dünyevi şartlara ve finansa dayalı etkileri yıl sonuna kadar devam edecek ve bir sonraki yıl belki de gündem maddesi değişmek zorunda kalacak.

Bir de sıkça duyduğumuz ay düğümleri ne demek?  Kaderimizin şifreleri ay düğümlerinde mi saklı?

Ay düğümleri haritaları nereden gelip nereye gittiğimizi, yaşam hedeflerimizi, öğrenmemiz gereken şeyleri anlatır. Doğru yorumlanması eşliğinde, kişinin yaşam yolunu hızlandıracak ve ruhsal gelişimine çok büyük katkı sağlayacak olan rehberlerdir. Kısaca yaşam amacımız Ay düğümlerimizle ifade edilir. Biz bu yolda yürümeye başladıkça, olgunlaşmaya ve kendimizi ve hayatı daha iyi anlamaya başlarız. Sorunuzun cevabı kısaca “evet” diyebiliriz.

Kadersel yolumuzun şifrelerini çözmemizi sağlayan anahtarlardır Ay düğümleri. Benim ilk astroloji eğitimi almaya başladığım zamanlarda en çok ilgimi çeken ve bu ilme âşık olmama, tutulmama vesile olan şeyler Ay düğümleri. Bu konuda da bir kitabım var. “Astrolojide Ay Düğümleri” adlı kitabımda hiç astroloji bilmeyen kişilerin de Ay düğümlerinin şifrelerini okumalarına katkı sağlamak istedim. Yaşam yolculuklarını kolaylaştırmak için haritalarındaki Ay düğümlerini yorumlamak herkes için çok büyük katkı sağlar.

Bundan sonra dünyayı ve Türkiye’yi daha neler bekliyor? Bu yıl ve bundan sonrası için hangi tarihlere ve özellikle nelere dikkat etmeliyiz?

2020 sonuna kadar devam eden süreçte en önemli etkileri haziranda ve temmuz ayı başında yaşanan 3 tutulma tetikledi. Haziran sonunda Retro hareketi sebebiyle bir kez daha kesinleşecek Jüpiter – Plüton kavuşumu da hastalığın ve ona bağlı yaşanan etkilerin olumlu ya da olumsuz manada dönüşeceğine işaret ediyor. Bu kavuşum Kasım ayında bir kez daha yaşanacak. Hem hastalığın kendisi hem de finansal boyuttaki etkileri açısından haziran ayının tamamı, temmuzun ilk yarısı ve sonrasında da kasım ayı vurgulu.

Önemli kararlar, değişim ve dönüşüm mecburiyeti, zorlayıcı gelişmeler, çıkış yolunu gösteren aşamalar, güç katan ancak sıkı mücadele gerektiren kararlar, sonuçlar, önlemler, açıklamalar gündeme gelebilir bu tarihlerde. Ülkemiz açısından hem ülkeler arası ilişkiler hem de finansal konular, dış borçlar ya da dış kaynaklar, iş dünyasını ilgilendiren değişiklikler de tetiklenebilir bu tarihler civarında. Yılın devamında etkili olan tüm Retrolar, bazı konularda yeni düzenlemeler yapılması gerekliliğini, revizyon ihtiyaçlarını işaret ediyor. 14 Kasım’a kadar Retro gezegen etkileri yoğun olarak yaşanacak. Yani yıl sonuna kadar sabırlı, esnek ve geleceği planlarken tedbirli, olgun ve planlı hareket edebilmek, aceleci kararlardan kaçınmak şart. Sorun her ne ise çözümü sorumluluk bilinci ile yaratan yaklaşımlar değerli olacak.

Aralık ayında 0 (sıfır) derece Kova burcunda gerçekleşecek olan Jüpiter – Satürn kavuşumu bu yılın, bugün geçerli olan gündem maddelerinin yazılı olduğu defterin kapanacağını söylüyor. O zamana kadar, karşılığını aynı ölçüde almasa bile üretmeye, çalışmaya istikrarla devam edenler, gereken düzenlemeleri yapanlar, direnç göstermek yerine telaş etmeden olana olmayana adapte olanlar avantajlı olacak. 2021 yılına girerken ve yeni gündem maddelerine yeni sayfalar açarken bu konuyu gözetmek gerekiyor.

Ülkemiz açısından 2021 sonuna kadar devam edecek olan bir miktar sıkıntılı süreçler söz konusu olabilir. Eğer bu dönemi toplumsal olarak bir ve bütün olarak ayrışmalara izin vermeden, dengede kalarak, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi bilgiyle ve çalışkanlıkla değerlendirirsek ve bilimin ışığında yol alabilirsek 2022 yılı itibariyle ülkemiz için yeni ve çok daha güzel bir dönem başlayacak.

100. sayımızı kutladığımız Önce İnsan dergimiz, 1997 yılı haziran ayının ilk haftalarında okuyucularıyla buluşmuştu. Bu kısıtlı bilgi ile dergimizin astrolojik haritası ile ilgili söylenebilecek bir şeyler var mıdır?

Derginizin bilgiyi artırmak, insanların fayda sağlayacak ve işlerine yarayacak bilgilerle buluşmalarını sağlamak, daha fazla insana ulaşmak adına bir misyonu mevcut. Girişimcilik, cesur işler ortaya koymak, hareketi tetiklemek, motivasyon artırmak hedeflenirse çok güzel yol alacağını ve ivme kazanarak büyüyeceğini işaret ediyor başlangıç zamanlarındaki gökyüzü.  Çalışmak, üretmek ve bunları teşvik etmek, hızlandırmak, motive etmek ana amacı olmalı derginizin. Elimizdeki sınırlı bilgi ile derginin ilk çıkış zamanlarını göz önünde bulundurarak söyleyebileceklerimiz bunlar.

Yeşim Tekstil 26 Ekim 1983 yılında kuruldu. Bundan sonraki süreçte Yeşim Tekstil’le ilgili neler öne çıkacak?

Aslında Yeşim Tekstil misyonunda da iletişimsel bir hedef var. Pratikleştirmek, sadeleştirmek, ulaşılabilirliği kolaylaştımak, yaratıcılığı teşvik etmek gibi üstlendiği sektörel ve toplumsal sorumlulukları var. 1 Temmuz 2017’deki yeniden yapılanması sonrasında ise hız kazanma ve hareketlilik ihtiyacı artmış. Görünür, beğenilir olmak, dikkat çeken, ön plana çıkan bir marka olmak adına çok daha dinamik ve hareketi yaratan olmanız gerektiğini işaret eden sinyaller var. Kendi kendini sınırlayan değil de gelişime ve genişlemeye dair cesaret artmış haller var yeni şirket misyonunuzda diyebiliriz.

Son olarak sizin pencerenizden dergimizin adı da olan Önce İnsan ne ifade ediyor?

“Önce İnsan” kavramı benim penceremden insanlık adına yol alabilmek, insan olmak, insani değerlere ve insana değer veren şekilde davranabilmek, bütüne hizmet eden şekilde bir yaşam modeli yaratabilmek manasına geliyor. Jüpiter ve Satürn’ün bir arada Kova burcuna geçeceği aralık ayı sonrasında hepimiz için çok daha anlaşılır olacak bunun manası.

Aslında Covid-19 hikayesi ile birlikte bu kavram her şeyden çok daha öncelikli hale geldi. Umarım insan olmanın, insana değer vermenin, insanlığımızın farkına varmanın, hatırlamanın adına önemli süreçlerden geçiyoruzdur.

Sizin yıllardır misyon edindiğiniz ve vurguladığınız hedef daha büyük anlamlar içeriyor bugünlerde. Bu açıdan fikirlerimi sunmak ve bilgiyi paylaşmak adına bana da bir fırsat verdiğiniz ve bu anlamlı sayınızda yer verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Röportaj: Dilek Cesur


Söyleşimize yandaki QR koddan ulaşabilirsiniz.