Ünlü tasarımcı Hatice Gökçe ile modada sürdürülebilirlik…

Hatice Gökçe: “Modayı sadece tüketime dayalı bir sektör olmaktan çıkarmak gerek”

Hatice Gökçe

2018 yılının ilk aylarında Yeşim Tekstil ve Uludağ Soroptimist Kulübü iş birliği ile yürütülen Kelebeğin Dünyası Projesi kapsamında Yeşim Tekstil’de ağırladığımız ünlü moda tasarımcısı, çağdaş erkek modasının öncülerinden Hatice Gökçe ile İstanbul’daki tasarım stüdyosunda bir araya geldik.

Hatice Gökçe, Bursa’daki etkinlikte Yeşim Tekstil Moda Kulübü’nün organize ettiği söyleşi kapsamında üniversitelerin tasarım bölümü öğrencileri ve Yeşimlilerle bir araya gelmiş, modaya ve tasarıma olan farklı bakış açısını ve tecrübelerini katılımcılarla paylaşmıştı.

Tarkan, Hayko Cepkin, Yalın, Can Bonomo gibi ünlülerin danışmanlığını da yapan ve geçtiğimiz yıllarda Birleşmiş Milletler’in desteği ile sürdürülebilirlik anlamında örnek bir proje olarak hayata geçirilen “Argande” projesinin tasarım koordinatörlüğünü de yürüten Gökçe ile dergimizin “Sürdürülebilirlik” ana teması ile yayınlanan yeni sayısı için keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

 

Sizinle yeniden bir ara gelmek çok güzel. Öncelikle sizi tanımayanlar için bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra kendi adımı taşıyan atölyemi kurdum ve halen bu atölyenin direktörlüğünü yürütüyorum. Birleşmiş Milletler ’in desteklediği bir sosyal sorumluluk projesi olan Argande’nin 2008 yılından bu yana tasarım koordinatörlüğünü üstleniyorum. Moda Tasarımcıları Derneği’nin kurucu ve yönetim kurulu üyeliği görevim bulunuyor. Önemli kuruluşlara moda tasarım danışmanlığı hizmeti veriyorum. Tasarımlarımda yenilikçi kumaş dokuları ile oynamayı seviyorum ve dinamik, açık uçlu bir tasarım dilini tercih ediyorum.

Tasarımlarınızın dilinden bahseder misiniz, ilham kaynaklarınız nelerdir? 

Tasarımlarımı, kendini kalıpların dışında hisseden ve bunu giyim tarzlarıyla yansıtmayı tercih eden kadın ve erkekler için tasarlıyorum. Tasarımlarımın deneysel bir dili var. Genel olarak sanattan ve tarihten besleniyorum. Ancak her şey tasarımlarım için ilham kaynağı olabilir. Karakarga koleksiyonumda karakargaların zeki ve oyuncu doğalarından etkilenmiştim. Jön Türkler koleksiyonum için ise Jön Türkler ’in giyim konusunda çok detaycı olmaları ve dönemlerinin modasının sıkı takipçileri olmaları bana ilham veren şeylerden biri oldu.

Sizce moda ne olmalı?

Moda akıllı malzemelerle üretilmiş giysiler, değer taşıyan tasarımlar olmalı. Uzun soluklu giysiler, kalp ritmini ya da kan basıncını ölçebilen giysiler olmalı. Koleksiyonlarımda bahsettiğim değerleri yakalamak adına gayret gösteriyorum.

Erkek giyimi Türkiye’de son birkaç yıldır gelişen bir alan. Oysa siz uzun yıllardır bu alanda çalışmalar yapıyorsunuz. Erkek koleksiyonlarına yönelmiş olmanızın özel bir sebebi var mı?

İşin ticari yanından önce, çizgimin yakınlığı ve boş bir alan olması bu alana ağırlık vermemde etkili oldu diyebilirim. Ardından bu boş alandaki gelişmeleri takip ettim. Geldiğimiz noktada bu alanın gelişmesinde etkim olduğunu düşünüyorum.

Yaptığınız işlerde deneysel olmaktan vazgeçmiyorsunuz. Sizce bu deneysellik, bir süre sonra kendinizi tekrar etmeye dönüşme riski taşıyor mu? 

Deneyselliğin yanında edindiğiniz tecrübeyi farklı disiplinlerle de bir araya getirirseniz kendinizi tekrar etmez, işinizi de kendinizi de zenginleştirirsiniz. Ben bu yönde bir endişe taşımıyorum. Çünkü işimi de kendimi de sürekli besliyorum.

Erkek giyiminde doğru bildiğimiz yanlışlar neler? Erkekler modaya ne kadar önem veriyor?

Genç nesil modayla oldukça ilgili, dolayısıyla erkek giyiminin gelişmesine çok büyük katkısı oluyor. Bu nesil denemeyi seven, araştıran ve beklentisi olan bir nesil. Bedenini iyi tanımak bu açıdan son derece önemli. Yeni nesil de bunu gayet iyi biliyor.

Tasarımlarınızda etkilendiğiniz bir kültür var mı?

Alman detaycılığı ve Japon minimalizmi.

Tasarımlarınızı üzerinde görmekten en çok hoşlandığınız, tasarımlarınızı en iyi taşıdığını düşündüğünüz ünlü kim?

Tarkan ve Hayko Cepkin.

Erkek giyiminde en eksik bulduğunuz nokta nedir?

Türkiye’de alternatif erkek giyim butiklerinin olmayışı.

Yerli/yabancı beğendiğiniz moda tasarımcıları kimlerdir?

Issey Miyake ve Vivienne Westwood.

 

 

Peki siz erkek tasarımlarınızda Türk kültürünü ne derece yansıtıyorsunuz?

Ben bir background ve yeni bir erkek profili oluşturmaya çalışıyorum. Bütün bu sürede Türkiye’deki bütün profilleri yakalamaya ve karşılaştırmaya çaba harcıyorum. Böylece ortak paydalarda neler olduğunu bulma şansı bulacağım. En sonunda da bir öneri sunmayı amaçlıyorum. Erkek giyiminde Japon tasarımı, İngiliz tasarımı, İtalyan tasarımı ya da Alman tasarımı dendiğinde bir kimlik var. Dünya, bölgesel tasarım kimliğini kabul ediyor. Türk tasarımı dendiğinde ise ortada pek bir şey bulmak olası değil. Türkiye’nin henüz kurgulanmış, tanımlanmış bir bölgesel tasarım kimliği bulunmuyor. Türkiye’de henüz tam anlamıyla bir moda endüstrisi oluşmuş değil. Alternatiflere sıcak bakan, deneyselliğe önem veren özel tasarımları giyen ve ne istediğini bilen erkek sayısı artıyor ancak bu alanda alınacak daha yol var. Yani uzun vadede bir Türk tarzından da bahsedilmesi gerek. Bunun için 19. yüzyıl Osmanlısından günümüze Türk erkek giyimini etkiyen faktörleri araştırıyorum. Biz dışarıdan geleni olduğu gibi alıp kabul eden bir millet değiliz. Özellikle de giyimde bu pek mümkün değil. Zamanla erkek modası, kendi tarzını oluşturan bir evreye girecektir.

Türkiye’de erkek modası özelinde bir stilin henüz oturmamış olmasını neye bağlıyorsunuz? 

Türkiye’de sosyal baskı ile şekillenmiş bir erkek giyim profili var. Ben bundan yıllar önce alternatif giyimi hazır olmayan ve pazarı oluşmamış bir erkek giyim sektörüne girerek uzun yıllar bekledim. 2010’lu yılların başında dünyada kozmetikten estetiğe ve modaya kadar ciddi bir hareketlilik oldu ve erkekler keşfedildi. Ben de ektiklerimi biçmeye başladım. Cumhuriyetten önce ve sonra Türkiye’de erkek giyimi ile ilgili bir arşivin olmadığını gördüm. Mezun olduğum üniversitede 19. yüzyıldan günümüze Türk erkek giyimini etkileyen faktörleri inceledim. Bir Türk erkek giyim tarzını ispat etmek ve Türk erkek profili sunmak üzere çalışmalar yapıyorum. Çalışmalarım bittiğinde Türk erkek profiline ait bir figür oluşturmuş olacağım.

Dergimizin bu sayısında Sürdürülebilirlik temasına odaklanmak istedik. Öncelikle modada sürdürülebilirlik sizin için ne ifade ediyor?

Tükenen dünya kaynaklarını düşünürsek modanın dokunduğu tüm alanlarda sürdürülebilirliğin benimsenmesi önemli. En başta ürünün organik hammaddeden üretilmiş olması ve sürdürülebilir tarıma destek vermesi gerekir. Yani kullandığımız hammaddeden başlayan bir sürdürülebilirlik hali içinde olmalıyız. Fakat diğer taraftan, ürettiğimiz şeylerin yıllar sonra da, hatta sezonu geçtikten sonra da tekrar gündeme gelmesini sağlayacak bir anlayışı benimsemek de sürdürülebilir modadır. Gerçek bir tasarımın farklı zamanlarda giyilebilmesi de sürdürülebilir modayı kapsıyor. Dolayısıyla sürdürülebilir moda kavramı, uzun vadede sağladığı ekonomik tasarruf ile günümüzde sadece tüketime dayanan modanın ticari kaygılarına savaş açtı. Benim bu noktada “Modanın vahşi yüzü” olarak adlandırabileceğim şey, modanın bu ticari açlığı ve tüketicinin sonsuz tüketme arzusu oluyor. Çünkü bu ticari açlık tasarımcının yaratım sürecini olumsuz etkiliyor. Bu noktada modanın kendini tekrar ettiği bir döneme girmesi normal. Sektörün ve tüketicilerin doyumsuzluğu tasarımcılar için gergin bir ortam oluşturuyor. Bu da tasarımcının da, ürettiğinin de gözümüzdeki değerini bir noktadan sonra azaltıyor.

Sürdürülebilir moda adına yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?

2003 yılında erkekler için hem iç çamaşırı hem de günlük hayatta giyebilecekleri bambu elyafından örülmüş kumaşlardan oluşan, Bodyforman adını verdiğim bir koleksiyon hazırladım. Bodyforman, hala satışını gerçekleştirdiğim bir koleksiyon. 2012 yılında da bu kez Doreanse firması için bir organik iç çamaşırı koleksiyonu hazırladım. Firmamı kurduğumdan bu yana neredeyse hiç tekstil atığımız olmuyor. Koleksiyonlarımızda doğal ve kaliteli kumaşlar kullandığımızdan parçalarımızı atmıyor, özellikle de artan küçük parça kumaşlarımızı küçük dokuma tezgâhımızda ip haline getirip veya farklı kompozisyonlarda dokuyor ve daha sonra onları yine tasarımlarımızda kullanıyoruz.

Bu alanda geçmişte yürüttüğüm ve günümüzde de devam eden çalışmalarım söz konusu. 2008 yılından bu yana Birleşmiş Milletler’in desteklediği bir sosyal sorumluluk projesi olan Argande üzerinde çalışıyorum ve o tarihten bu yana da söz konusu projenin tasarım koordinatörlünü yürütüyorum. Argande, sosyal faydaya hizmet eden bir moda markası. Yola çıkış amacı GAP bölgesinde yaşayan kadınların güçlenmesi adına yeni projeler üretmekti. Argande ürünleri hem Türk tasarımcıların özel tasarımlarını uygun fiyata sunmalarına yardımcı oluyor, hem de GAP bölgesindeki kadınlara sürdürülebilir bir proje aracılığıyla yaşam kalitelerini güçlendirme şansı veriyor. Böylece Argande bu anlamda modanın son zamanlarda aradığı ikinci ve üçüncü faydayı gerçekten sağlıyor. Bu ürünleri satın alarak hem hayatlara dokunuyorsunuz, hem de başarılı Türk tasarımcıların özel tasarımlarına sahip oluyorsunuz. Aynı zamanda hikâyesi olan tasarımlar giyiyorsunuz.

 

Argande ile şehirli bir kadın profili oluşturduk ve bir kadın giyim markası yarattık. Bölge kadınları kıyafetleri üretiyor ve üretilen kıyafetler MUDO’nun Türkiye genelindeki mağazalarında satışa sunuluyor. Elde edilen gelir de kadınlara aktarılıyor ve böylece sürdürülebilir bir proje olması açısından Birleşmiş Milletlerin son derece değer verdiği bir çalışma ortaya çıkmış oluyor. Proje kapsamında GAP bölgesinde Mardin, Batman ve Şanlıurfa gibi şehirlerde çekimler yaptık. Batman projenin pilot uygulama bölgesi konumunda. Proje, uzun bir süreye yayılan sürdürülebilir bir proje olarak dikkat çekiyor.

Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederiz. Özellikle sürdürülebilirlik anlamında eklemek istediğiniz başka konular var mıdır?

Ben bir tasarımcı olarak moda ile ilgilenen insanları bilgilendirmede katkımın olması gerektiğini düşünüyorum. Sadece tüketime dayalı bir sektörden çıkarmak gerekir modayı. Savaş açmalı bu tüketim çılgınlığına. İhtiyacımızın çok üstünde üretiliyor ve hepsi tüketilmiyor. Hem tüketicinin hem de üreticinin bu konuya dur demesi gerekiyor. Daha az tüketilmeli. Tüketicilerin gerçek tasarım ürünü giysiler satın almalarını tavsiye etmenin önemli olduğuna inanıyorum. Kalıcı, doğal materyallerden yapılmış, iyi işçilikle üretilmiş giysileri tercih etmelerini öneririm. Çağımızda moda sürdürülebilir olmak zorunda. Yapılması gereken tek şey modayı metaya dönüştüren bu döngüden sıyırıp ona yeni bir tanım vermek ve tasarımların gerçekten birer “Değer” taşımasını sağlamak.