Kadına iş hayatında “EnGEL” varsa, “GEL” birlikte aşalım…

 

Hayat bazen karşımıza engeller çıkarır. İki seçeneğimiz var: Engeli kabullenip vazgeçmek, geri dönmek veya engeli kabullenip bu engeli aşmak için çaba göstermek, çareler üretmek. Aslında istediğimiz hedefe varmamız, karşılaştığımız her engelde bulduğumuz çözümlere bağlıdır. Yani ya “Bu beni aşar” deyip vazgeçeceksin, ya da “Ben bunu da aşarım” deyip denemeye devam edeceksin. Sanırım başarılı kadınların en büyük mottosu da bu, hayatta…

Maalesef ülkemizde kadının çalışma hayatına atılması ve kariyerinde ilerlemesi için hem aile kaynaklı, hem toplum kaynaklı hem de işveren kaynaklı birçok engel çıkmakta. Bu engelin en büyüğü ise kadının en kutsal duygu olarak tanımladığı “annelik” duygusunu yaşadıktan sonra karşımıza çıkıyor. Hayatta en değerli varlığı olan, ayağına taş bile değmesin dediği minik yavrusunu bırakıp işe gitmek birçok anne için şartlar koşullar gereği mümkün olamıyor. Ailesinden bakacak kimsesi yoksa, mahallesinde çocuğuna bakabilecek uygun anaokulu yoksa, evine bakıcı tutacak parası yoksa çocuğun bakımı ile doğal olarak anne ilgileniyor. Böylece iş hayatına atılan ve belki de iş hayatında çok başarılı olabilecek birçok kadın bu sebeple işine geri dönemiyor. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra da tekrardan cesaretini toplayıp iş hayatına dönemiyor, ya da istese de iş bulamıyor.

Ülkemizde kız çocuklarının okutulma oranı çok düşük. Bir de buna okuldan sonra iş bulma engeli ekleniyor. Malesef birçok firma aynı koşullarda olan kadın ve erkek adaylar arasında daha uzun vadeli görüp erkekleri tercih ediyor. Engelleri aşarak iş hayatına atılan kadınlar da maalesef evlilik, birinci çocuk veya ikinci çocuk sebebiyle iş yaşamındaki kariyerlerinden vazgeçiyor ve yine iş hayatından uzaklaşıyor.

Ülkemizdeki genel tabloya ve iş hayatındaki kadın çalışan döngüsüne baktığımızda maalesef tablo pek iç açıcı değil. Ama ne mutluk ki, iç açıcı rakamlar ve örnek çalışmalarla üretimini sürdüren ve sürekli büyüyerek Türkiye’nin yüz akı olan gurur kaynağımız firmalarımız da var. Bunlardan birisi de firmamız YEŞİM TEKSTIL.

35 yıldır Bursa’da faaliyet gösteren Yeşim Tekstil’in ne mutlu ki tam 30 yıldır çalışanlarının 0-6 yaş grubundaki çocuklarına gözü gibi bakan kreşi var. 30 yıl önce kadınların çocuklarına baktıracak kimsesi olmadığı için çalışamadığını fark eden ve de kadınların çalışma hayatında olması gerektiğine yürekten inanan vizyoner kurucularımız Şükrü Şankaya ve Cavit Çağlar Türkiye’de bir ilke imza atarak fabrika içinde kreş açarlar. Çalışanların çocuklarına ücretsiz olarak belki de daha iyi koşullarda imkan sağlayarak bakım yapan Yeşim Anaokulu, 30 yıldır her geçen gün kendini yenileyerek ve geliştirerek bugünlere geldi. Son derece modern bir eğitim kurumu olan kreşimizde bugün 12 öğretmenimiz, 8 yardımcı elemanımız çocuklarımızın eğitimi ve bakımı için gece gündüz çalışıyor. Sabah 07.00’da açılan ve akşam 23.00’a kadar hizmet veren kreşimizde bugün 300 çocuğumuz ücretsiz olarak eğitim ve bakım hizmeti alıyor.

1988 yılında kurulan ve bu yıl 30. yılını kutlayan Yeşim Anaokulu’ndan bugüne kadar 1000 çocuğumuz mezun oldu. Yeşim Anaokulu “Yeşim Ailesi” dediğimiz kavramın da en güzel şekilde ifade edildiği bu felsefenin temellerinin atıldığı bir bölüm. Şu an 7 aylık bebekten 70 yaşında çalışana kadar 3 nesil bir arada Yeşim Tekstil çatısının altında olduğumuzu düşünmek bile heyecan verici.

Her düşündüğümde beni çok etkileyen, yüreğimi titreten hikayelerin başında ise şunlar yer alıyor: Anne veya babasıyla birlikte yıllarca Yeşim Anaokuluna gelmiş, buradan mezun olmuş ve iş hayatına atıldığı yaşta da yine kendisini Yeşim’in kapısında bulup burada çalışmaya başlamış birçok çalışanımız var. Hatta bazılarının işe girdikten sonra çocukları bile oldu, şimdi kendi çocuklarını kreşe getiriyorlar. Yeşim Anaokulu öğretmenlerimizden biri de Yeşim Anaokulu mezunlarından. Annesi ise hala Yeşim’de çalışmaya devam ediyor, bir zamanlar kucağına alıp kreşe getirdiği minik kızı şimdi aynı okulda öğretmenlik yapıyor. Ne müthiş bir duygu olmalı anne ve kızı için…

İşte bu gerçek hikayeler son yıllarda iş dünyasında sıkça duyduğumuz “Sürdürülebilirlik”, “Önce İnsan” ve “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” kavramlarının yıllar öncesinde hayata geçirilmiş en somut örneklerinden bazıları diye düşünüyorum.

Yeşim Tekstil’de iş hayatına başlayan kadınların evlenip çocukları olduktan sonra çocuk bakımını düşünerek işten ayrılmaları gerekmiyor. İşe geri döndüklerinde çocuklarıyla birlikte fabrikaya gelip içleri rahat bir şekilde çocuklarını emanet edecekleri bir kreşleri var. Çalıştığı süre boyunca çocuğunun hemen yan binada ve istediği zaman görebileceği uzaklıkta olması anne için en büyük güvence. Bu gönül rahatlığı ile doğum sonrası işine geri dönen ve kariyerinde ilerleyen kadınlarımız, çalışma hayatında oldukları sürece Türk ekonomisine ve de çocuklarının yarınlarına değer katıyorlar.

 

Özlem Şenkoyuncu

Yeşim Akademi Yöneticisi