Tülin İpek Şahbaz: “Önce İnsan kalbe dokunmaktır”

Access Bars ve Beden Prosesleri Eğitmeni Tülin İpek Şahbaz

“Bizim Eşit Dünyamız” projesi söyleşileri kapsamında geçtiğimiz Şubat ayında Yeşim Tekstil’e konuk olan Access Bars ve Beden Prosesleri Eğitmeni Tülin İpek Şahbaz, Yeşimlileri bilinç yolculuğuna çıkararak kişinin kendini tanımasının önemine dikkat çekmişti.

Şahbaz, birçok insanın hayatında “keşke” ifadelerini çokça ve “iyi ki yaptım” ifadelerinin ise çok daha az kullandığına işaret ederek, hayatımızda akışa doğru yön vermek adına kendimize doğru sorular sormamız gerektiğini, bu süreçte ‘Access’ kavramının son derece yardımcı olduğunu ve hayatı kolaylaştırdığını ifade etmişti.

Access Consciousness kavramının bir araçlar sistemi olduğunu ve içinde birçok şeyi barındırdığını ifade eden Tülin İpek Şahbaz, söz konusu sisteminin alfabesini ise barstan oluştuğunu dile getirmişti. Barsta baş bölgesinin üzerinde bulunan 32 noktaya dokunarak bir tür elektriksel yükün boşaltıldığını kaydeden Şahbaz’a göre, Bars son derece kolay uygulanabilir bir sistem ve yaşam kolaylığı sağlamasının yanı sıra neşeyi de artırıyor.

Şahbaz Access Consciousness hakkında  oldukça  dikkat  çeken ifadeler kullanıyor: “Hayatımız boyunca öğrendiğimiz öğretiler ve geçmiş yaşamlardan getirdiğimiz, belki de atalarımızdan taşıdığımız geleneklerimiz var. Access Consciousness sistemi de bizi bizimle bir araya getiren, bizi fark ettirebilen ve her şeye farklı bir bakış açısıyla bakmamızı sağlayan bir sistem. Bir şeylerden beslenmek sonsuz bir kaynağın işi mi, yoksa siz sonsuz bir kaynak olarak onu algılayabiliyor musunuz? Bütün tasavvuf öğretileri bize kendin ol demiyor mu? Yunanistan’daki Delfi Tapınağı’ndaki bir yazıt üzerinde bile ‘Ey insan kendini tanı.’ yazıyor. Kendimizi tanıdığımız birçok yol var ve yolların yanlışı yok. Access Consciousness da kendince başka bir tarz geliştirmiş. Şu an dünyada 176 ülkede uygulanan yeni bir teknik olarak sizi sizinle farklı bir biçimde karşılaştıran ve bilincin iyi – kötü, doğru – yanlış demeden her şeyi kapsadığını söyleyen bir sistem bu.

“İlginç bir bakış açısı” diyerek ön yargılarımızdan kurtulabiliriz

Yaşadığınız farklılıkların hepsine ‘İlginç bir bakış açısı’ dediğiniz zaman ön yargınız kalmıyor. Benim bir başkasıyla ilgili fikrim, en fazla o kişiyi birine referans alarak ölçersem olabilir. O zaman ilginç bakış açısı olmaz. O zaman orada bir referans noktası olur. Yani o kişiyi bir şeye göre modeller ve bir şeye göre konumlandırırsınız. Buna göre de ön yargılar oluşturursunuz. Oysaki bunların hepsi ilginç birer bakış açısı. Bir şeye ‘İlginç bir bakış açısı’ dediğimiz zaman herhangi bir tanım, sıfat ya da yargılama hakkımız olmaz. Çok iyi dediğiniz bir insanın kötülük yapmasını görebilir misiniz? İyi ya da kötü diye tanımladığınız bir insanın iyi ya da kötü yanını görür müsünüz? İşte gördüğünüz her şey ön yargılardır.

Bugün neyi seçiyorsak o bize bizi verir. Peki nasıl seçim yapıyoruz? Sabah gözümüzü açtığımızda karşımızdaki duvara bakıp o gün akşama kadar yapılacak şeyleri düşünüyoruz. Bunları yaparken bir yığın şansımız var aslında. Dünden kalan ve bugün yapmam gereken şeyleri bitirmem gerekiyorsa ben seçim mi yapmış oluyorum? Yoksa o rutine kaldığım yerden devam mı ediyorum? Bugün neyi seçseydim hayatımı kolaylık, neşe ve ihtişamla yeniden oluşturabilirdim? Bugün neyi seçseydim kendimin en iyi versiyonu olabilirdim? Bugün neyi seçseydim yaşama, insanlığa bir katkım olurdu? Bugün neyi seçseydim dünyanın daha çok barış ve daha çok bilinç içinde olmasını sağlayabilirdim? İşte seçim böyle bir şey. Sabah kalktığınızda iyiyi de seçebilirsiniz kötüyü de. Durduk yere katil olmaya gönüllü olabilir misiniz? Eğer çocuğunuzu çalmış olsaydım ve ona zarar vereceğimi bilseydiniz katil olabilirdiniz. Peki normal şartlar altında bunu seçer misiniz? Aslında hayır… İşte seçimlerimiz bunlar değildir. Olmaya gönüllü olmadığımız şeylerin enerjisini bilmektir. Gerçek seçimse sabah kalktığınızda ‘Benim bugün her şeyi yapma şansım var ama ben bugün yaşamı kolaylaştırmayı seçiyorum’ demektir. O yaşamda kendinize bakıp kendinizi yeniden keşfetmek demektir ve olasılıklar evreninin kapılarını açmaktır. Bunu da ancak soru sorduğunuzda yaparsınız. Soru sorduğunuzda o kilitler tıkır tıkır açılacaktır. Eğer hayatta çözecek bir problemimiz olmasaydı neyi seçerdik? İşte orası sizin gerçekten seçim yaptığınız yer. Yaşam çok kısa. O nedenle neyi seçtiğinizden emin olun. Genelde kendimizi seçmeyi hep unutuyoruz. Oysa yaşamdaki en önemli şey, kendimiziz.

Kendini olduğun gibi kabul et!

Bilincin kaynağı kim, düşüncenin kaynağı kim? Ve yaratanın ‘Ben sana ruhumdan nurumdan üfledim’ dediği yer neresi? İşte ‘Önce İnsan’ birinin kalbine dokunmaktır. Volteire’in söylediği gibi ‘Suçluyu kazıyın, altından insan çıktığını göreceksiniz.’ İnsanların daha çok kendilerini fark etmelerini, kendi kapasitelerinin farkına varmalarını ve kendilerini görmelerini sağlayabilirsek, işte o zaman ‘Önce insan’ diyebiliriz. Sen düzelir, sen değişir ve sen kendini alıp kabul edersen bil ki dünya değişecek. Eğer sen ‘Önce insan’ demek istiyorsan yargılamak yerine bugün kendini alıp kabul etmeyi seçer misin?”


Söyleşimize yandaki QR koddan ulaşabilirsiniz.